Bölüm II: 12. Yargı Paketi ile Hukuk Yargılamasında Neler Değişti?
Kamuoyunda “12. Yargı Paketi” olarak bilinen 7589 sayılı Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (“Kanun”), 16 Temmuz 2026 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisinde kabul edilmiş ve 31 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.
Kanun; özel hukuk, icra ve hukuk yargılaması alanında olduğu kadar ceza hukuku ve idari yargı alanında da önemli değişiklikler getirmiştir. Bu kapsamda ilk olarak yasal faiz oranının belirlenmesine ilişkin yeni sistem ele alınmakta; ardından idari yargı, ceza muhakemesi, HAGB, genetik veriler, dolandırıcılığa iştirak, kaçak sanıkların yargılanması ve geçiş hükümlerine ilişkin düzenlemeler açıklanmaktadır.
1. Yasal Faiz Oranında Yapılan Değişiklikler
Kanun’un 10. maddesi ile 4/12/1984 tarihli ve 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’un (“3095 sayılı Kanun”) 1. maddesinde yasal faiz oranının belirlenmesine ilişkin köklü bir değişikliğe gidilmiştir.
1.1. Önceki Düzenleme
Değişiklik öncesinde 3095 sayılı Kanun’un 1. maddesinin lafzı aşağıdaki şekildeydi:
“Madde 1 – Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanununa göre faiz ödenmesi gereken hallerde miktarı sözleşme ile tespit edilmemişse bu ödeme yıllık yüzde oniki oranı üzerinden yapılır.
Cumhurbaşkanı, bu oranı aylık olarak belirlemeye, yüzde onuna kadar indirmeye veya bir katına kadar artırmaya yetkilidir.”
Bu düzenlemedeki %12 oranı, 19.12.2005 tarihli ve 2005/9831 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 01.01.2006 tarihinden itibaren %9 olarak uygulanmaktaydı. Öte yandan, 21 Mayıs 2024 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 8485 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile 3095 sayılı Kanun’un 1. maddesi kapsamındaki kanuni faiz oranı, 1 Haziran 2024 tarihinden geçerli olmak üzere yıllık %24 olarak yeniden belirlenmiştir. Bu oran aynı zamanda, Cumhurbaşkanı’nın mevcut yetki çerçevesinde belirleyebileceği en yüksek orandı.
1.2. Anayasa Mahkemesi’nin İptal Kararı
12. Yargı Paketiyle yapılan düzenlemenin öncesinde, Anayasa Mahkemesi 22 Temmuz 2025 tarihli ve E.2024/24, K.2025/164 sayılı kararıyla (“AYM Kararı”), 3095 sayılı Kanun’un 1. maddesini sözleşmeden kaynaklanmayan borç ilişkileri yönünden Anayasa’nın 35. ve 40. maddelerine aykırı bularak oy çokluğuyla iptal etmiştir.
AYM Kararı’nda; kuralda öngörülen sabit faiz oranının ve Cumhurbaşkanı’na tanınan sınırlı artırma yetkisinin, paranın enflasyon karşısında değer kaybını telafi edecek nitelikte olmadığı ve hukuk sisteminde alacağın değer kaybının önlenmesi için etkili bir mekanizma sunmadığı tespit edilmiştir. Karşı oyda ise yasal faizi aşan miktarın munzam zarar kalemi olarak talep edilebileceğinden söz edilmiştir. 1 Aralık 2025 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanan iptal kararının yürürlüğe giriş tarihi 1 Eylül 2026 olarak belirlenmiştir.
12. Yargı Paketi ile yapılan değişiklik, yasal faiz oranını sabit bir orandan TCMB reeskont faizine endeksli dinamik bir yapıya kavuşturarak AYM Kararı’nda işaret ettiği anayasal eksikliği gidermeyi amaçlamaktadır.
1.3. Yeni Düzenleme
Kanun’un 10. maddesi ile 3095 sayılı Kanun’un 1. maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir:
“Madde 1 – 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ile 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre faiz ödenmesi gereken hallerde, miktarı sözleşme ile tespit edilmemişse bu ödeme yıllık, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranının yüzde sekseni üzerinden yapılır. Söz konusu reeskont oranı, 30 Haziran günü önceki yılın 31 Aralık günü uygulanan reeskont oranından beş puan veya daha çok farklı ise, yılın ikinci yarısında 30 Haziran günü belirlenen oranın yüzde sekseni geçerli olur.”
Güncel düzenlemeye göre yasal faizin saptanması, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (“TCMB”) önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranının yüzde sekseni üzerinden yapılacaktır. Ancak söz konusu reeskont oranı, 30 Haziran günü önceki yılın 31 Aralık günü uygulanan orandan beş puan veya daha çok farklı ise, yılın ikinci yarısında 30 Haziran günü belirlenen oranın yüzde sekseni geçerli olacaktır.
TCMB’nin vadesine en çok üç ay kalan senetler karşılığında yaptığı reeskont işlemlerinde uyguladığı oran, 20 Aralık 2025’ten itibaren %38,75’tir. Yasal faiz oranı da bu oranın %80’i, yani %31 olarak hesaplanmaktadır. Önceki düzenlemede Cumhurbaşkanı Kararı ile belirlenebilecek en yüksek oran olan %24’e sabitlenmiş bulunan yasal faiz, yeni düzenleme ile piyasa hareketleri gözetilerek daha dinamik ve değişken bir yapıya kavuşmuş olup TCMB tarafından açıklanan reeskont faizi üzerinden belirlenmektedir.
1.4. Adi İşler Bakımından Güncel Faiz Üst Sınırları
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (“TBK”) m. 88/2 uyarınca adi işlerde anapara faizi oranı, yasal oranı en fazla %50 kadar aşabilir. Önceki düzenlemede yasal faiz %24 iken anapara faizi bu işler bakımından maksimum %36 olarak belirlenebilmekteydi. Bunu aşan oranlar da %36 ile sınırlı olmakla geçerli olacaktı. Güncel yasal faiz oranının %31 olduğu dikkate alındığında, anapara faizi artık maksimum %46,5 olarak belirlenebilecektir.
TBK m. 120/2 gereği ise adi işlerde temerrüt faizi, yasal oranı en fazla %100 kadar aşabilir. Önceki düzenlemeye göre en fazla %48 olarak belirlenmesi mümkün olan temerrüt faizi, yeni düzenlemeyle maksimum %62 olarak belirlenebilecektir.
İfade etmek gerekir ki bu üst sınırlar adi işler bakımından geçerlidir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (“TTK”)
m. 8/1 uyarınca ticari işlerde faiz oranı serbestçe belirlenir; tüketicinin korunmasına ilişkin özel hükümler ve ahlaka aykırılık sınırı saklı kalmak kaydıyla herhangi bir faiz üst sınırı öngörülmemiştir. Yine ticari işlerde, sözleşme ile kararlaştırılmamış olsa bile, 3095 sayılı Kanun’un 2. maddesi uyarınca TCMB’nin önceki yılın son gününde kısa vadeli avanslar için uyguladığı faiz oranı üzerinden temerrüt faizi istenebilecektir. Bu oran 20.12.2025 tarihinden itibaren %39,75 olarak uygulanmakta olup aynı reeskont faizi hesabında olduğu gibi 30 Haziran tarihinde açıklanacak oranın kullanılması için bu oranla 31 Aralık’ta açıklanan oran arasında beş puanlık fark bulunması gerekmektedir.
2. Ceza Hukuku ve İdari Yargıda Yapılan Değişiklikler
Bu düzenlemelerin bir bölümü, doğrudan Anayasa Mahkemesinin iptal kararları sonrasında ortaya çıkan hukuki boşlukların giderilmesine yöneliktir.
2.1. Bölge İdare Mahkemeleri Kararın Sonucunu Koruyarak Gerekçesini Değiştirebilecektir
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun (“İYUK”) 45. maddesinde yapılan değişiklikle, bölge idare mahkemesinin istinaf incelemesi sonunda verebileceği kararlar daha açık biçimde düzenlenmiştir.
Bölge idare mahkemesi; ilk derece kararını hukuka uygun bulursa, kararın sonucunu hukuka uygun bulmakla birlikte gerekçesini yanlış veya eksik görürse gerekçeyi değiştirerek ya da maddi yanlışlıklar düzeltilebiliyorsa gerekli düzeltmeyi yaparak istinaf başvurusunun reddine karar verebilecektir.
Böylece doğru sonuca ulaşan ancak hukuki gerekçesi eksik veya hatalı olan ilk derece kararının sırf gerekçe nedeniyle kaldırılması önlenmektedir.
Bununla birlikte bölge idare mahkemesinin kurduğu yeni gerekçe, tarafların ileri sürdüğü iddia ve savunmaları karşılamalı; gerekçeli karar hakkına uygun, denetlenebilir ve somut uyuşmazlıkla bağlantılı olmalıdır.
2.2. Dosyanın İlk Derece Mahkemesine Geri Gönderilebileceği Hâller Sınırlandırılmıştır
Kanun, bölge idare mahkemesinin ilk derece kararını kaldırarak dosyayı mahkemesine gönderebileceği durumları sınırlı olarak saymıştır.
İlk incelemeye ilişkin kararlar, görevsiz veya yetkisiz mahkemece karar verilmesi, reddedilmiş ya da yasaklanmış hâkimin davaya bakması, dilekçenin reddi gerekirken esasa girilmesi, dosyanın yanlış hasımla tekemmül ettirilmesi ve talep hakkında hiç veya eksik karar verilmesi bu kapsamdadır.
Keşif veya bilirkişi incelemesi yapılmadan ya da zorunlu duruşma gerçekleştirilmeden karar verilmişse, bölge idare mahkemesi dosyayı geri gönderebilecek; isterse bu eksiklikleri kendisi tamamlayarak esas hakkında da karar verebilecektir.
Kanunda sayılan durumlar dışında dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesi mümkün olmayacaktır.
Bu yaklaşım, dosyaların ilk derece ile istinaf mercileri arasında tekrar tekrar gidip gelmesini ve yargılama süresinin uzamasını önlemeyi amaçlamaktadır.
2.3. Bölge İdare Mahkemesinin Sonucu Değiştirdiği Bazı Kararlar Temyiz Edilebilecektir
İYUK m. 46’ya eklenen hükme göre, maddede özel olarak sayılan temyize tabi davalar dışında kalan uyuşmazlıklarda, bölge idare mahkemesinin ilk derece kararını kaldırarak yeniden verdiği kararlar tebliğden itibaren otuz gün içinde Danıştayda temyiz edilebilecektir.
Ancak idare ve vergi mahkemelerinde tek hâkimle görülen davalar; 4081 sayılı Çiftçi Mallarının Korunması Hakkında Kanun’dan doğan davalar; taşınmaz zilyetliğine yapılan tecavüzün önlenmesine ilişkin davalar; Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’ndan doğan davalar; bölge idare mahkemesiyle ilk derece kararı arasındaki farkın kanundaki istinaf sınırını aşmadığı bazı parasal davalar ve yalnızca vekâlet ücreti veya yargılama giderlerine ilişkin kararlar temyiz edilemeyecektir.
Yeni sistem, ilk derece kararının istinafta önemli ölçüde değiştirildiği bazı dosyalarda Danıştay denetimini mümkün kılarken, tek hâkimlik ve düşük parasal fark bulunan davalar bakımından istinaf kararının kesinliğini korumaktadır.
2.4. Hesap veya Ödeme Aracı Kullandırarak Dolandırıcılığa İştirak Edenler İçin Özel Ceza İndirimi Getirilmiştir
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (“TCK”) 158. maddesine eklenen fıkrayla, dolandırıcılık suçuna iştirak bakımından özel bir indirim hükmü kabul edilmiştir.
Dolandırıcılık veya nitelikli dolandırıcılık suçuna iştirak eden kişinin katkısı, kendisine veya başkasına ait banka ya da kredi kartı gibi ödeme araçlarını veya banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcısı ya da kripto varlık hizmet sağlayıcısındaki hesabın kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgi veya araçları haksız menfaat sağlama amacıyla başkasına vermekle sınırlıysa, verilecek ceza yarı oranında indirilecektir.
Bu hüküm, kamuoyunda “IBAN kullandırma” veya “hesap kiralama” olarak ifade edilen bütün fiilleri cezasız bırakmamaktadır. Fiil suç olmaya devam etmekte; yalnızca katkısı hesap veya ödeme aracını kullandırmakla sınırlı kalan kişi bakımından cezada indirim öngörülmektedir.
Dolandırıcılığın planlanması, mağdurla iletişim kurulması, paranın aktarılması, suç gelirinin gizlenmesi veya organizasyonda başka görevler üstlenilmesi hâlinde kişinin katkısının yalnızca hesap kullandırmayla sınırlı olup olmadığı ayrıca değerlendirilecektir.
Kanun yolu incelemesinde bulunan ve yeni hükmün uygulanma ihtimali olan bazı dosyalar ilk derece mahkemesine gönderilecektir. İnfaz aşamasında bulunan ve daha önce etkin pişmanlıktan yararlanmamış kişiler ise, belirli koşullar altında mağdurun zararını altı ay içinde tamamen gidererek TCK m. 168’deki etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanabilecektir.
Yeni hüküm, af veya otomatik cezasızlık düzenlemesi değildir. İndirimden yararlanılabilmesi, kişinin suça katkısının hesap veya ödeme aracını kullandırmakla sınırlı olduğunun somut olayda belirlenmesine bağlıdır.
2.5. Genetik İnceleme Sonuçları İçin Kayıt, Kullanım, Silme ve İmha Rejimi Kurulmuştur
Anayasa Mahkemesi, genetik inceleme sonuçlarının saklanmasına ilişkin önceki 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (“CMK”) m. 80/2 hükmünü kişisel verilerin korunması bakımından yeterli yasal güvence içermediği gerekçesiyle iptal etmişti. 7589 sayılı Kanun, bu iptal sonrasında ortaya çıkan düzenleme ihtiyacını karşılamaktadır.
Yeni hükme göre genetik inceleme sonuçları kimlik bilgilerinden arındırılarak özel bir sisteme kaydedilecek ve bir örneği dosyada delil olarak saklanmak üzere soruşturma veya kovuşturma makamına gönderilecektir.
Kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz süresinin dolması, itirazın reddedilmesi, beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararının kesinleşmesi hâllerinde veriler derhâl yok edilecektir.
Diğer durumlarda veriler, mahkeme kararının kesinleşmesinden itibaren yirmi yıl sonra Cumhuriyet savcısının huzurunda imha edilecek ve imha işlemi tutanağa bağlanacaktır.
İlgili kişi, saklamayı gerektiren amacın ortadan kalkması veya haklı bir neden bulunması hâlinde yirmi yıllık süre dolmadan da hâkim veya mahkemeden verilerin silinmesini talep edebilecektir.
Sistemdeki veriler yalnızca devam eden bir soruşturma veya kovuşturmada maddi gerçeğin ortaya çıkarılması amacıyla hâkim, mahkeme veya Cumhuriyet savcısı kararıyla kullanılabilecektir. Savcının kullanım kararına karşı sulh ceza hâkimliğine başvuru imkânı bulunmaktadır.
Bu düzenleme, delil elde etme ihtiyacı ile genetik verilerin hassas niteliğinin gerektirdiği özel hayatın ve kişisel verilerin korunması arasında denge kurmayı hedeflemektedir. Uygulamanın ayrıntıları, Adalet Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığınca birlikte çıkarılacak yönetmelikle belirlenecektir.
2.6. Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kurumu Anayasa Mahkemesi Kararları Gözetilerek Yeniden Düzenlenmiştir
Anayasa Mahkemesi, 10 Temmuz 2025 tarihli, E.2024/98, K.2025/149 sayılı kararında, HAGB kurumunu yeniden incelemiş; özellikle kamu görevlilerinin görevleri nedeniyle işlediği işkence, eziyet ve kötü muamele niteliğindeki suçlarda HAGB uygulanmasını engelleyen açık bir hüküm bulunmamasını Anayasa’nın 17. maddesine aykırı bulmuştur.
7589 sayılı Kanun ile CMK m. 231’in beşinci ila on dördüncü fıkraları yeniden düzenlenmiştir.
İki yıl veya daha az süreli hapis cezasına ya da adli para cezasına hükmedilmesi hâlinde mahkeme HAGB kararı verebilecektir. Bunun için sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmaması, yeniden suç işlemeyeceği yönünde mahkemede kanaat oluşması ve mağdurun veya kamunun zararının tamamen giderilmesi gerekecektir.
Zararın derhâl giderilememesi hâlinde, denetim süresi içinde aylık taksitlerle tamamen ödenmesi koşuluyla da HAGB kararı verilebilecektir.
Sanık, beş yıl süreyle denetime tabi tutulacak; bu süre içinde dava zamanaşımı duracaktır. Denetim süresinde kasten yeni bir suç işlenmemesi ve yükümlülüklere uyulması hâlinde hüküm ortadan kaldırılarak davanın düşmesine karar verilecektir.
HAGB kararlarına karşı istinaf denetimi korunmuştur. Ancak istinaf yolu ilk kez 7589 sayılı Kanun’la getirilmemiştir; HAGB kararlarına karşı istinaf imkânı daha önce 7499 sayılı Kanun’la kabul edilmişti. 7589 sayılı Kanun, Anayasa Mahkemesinin son iptal kararı üzerine kurumu yeniden düzenlemiş ve denetim rejimini yeni metinde sürdürmüştür.
En önemli yenilik, HAGB’nin işkence ve eziyet suçlarında; ayrıca kamu görevlisinin görevi nedeniyle işlediği ve Anayasa’nın 17. maddesi kapsamında kötü muamele sayılabilecek suçlarda uygulanamayacağının açıkça hükme bağlanmasıdır. Böylece Anayasa Mahkemesinin iptal gerekçesine doğrudan cevap verilmiştir.
2.7. Kaçak Sanık Sorgulanmadan Mahkûmiyet veya Ceza Verilmesine Yer Olmadığı Kararı Verilemeyecektir
CMK m. 247’de yapılan değişikliğe göre kaçak sanık hakkında kovuşturma yürütülebilecektir. Ancak sanığın daha önce sorgusu yapılmamışsa hakkında mahkûmiyet veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı kurulamayacaktır.
Kaçak sanık hakkında güvenlik tedbirine karar verilmişse sanık veya müdafii, savunma hakkının kullanılmak istendiğini bildirerek yargılamanın yenilenmesini talep edebilecektir.
Düzenleme, sanığın yokluğunda yargılamanın tamamen durmasını önlerken, sorgusu yapılmamış bir kişi hakkında ceza sorumluluğunu kesinleştiren karar verilmesini engellemektedir.
Sonuç
Düzenlemelerin etkisi yargısal uygulama ve ikincil mevzuatla şekillenecektir
12. Yargı Paketi, ceza ve idari yargıda teknik değişikliklerin ötesinde yeni bir uygulama çerçevesi kurmaktadır. Bununla birlikte, düzenlemelerin başarısı mahkemelerin yeni hükümleri nasıl yorumlayacağına, ikincil mevzuatın nasıl hazırlanacağına ve kanun yolu mercilerinin oluşturacağı içtihatlara bağlı olacaktır.
Bu nedenle, devam eden ve açılması planlanan dosyaların yürürlük ve geçiş hükümleri, kanun yolu imkânları, delil stratejisi ve olası mali sonuçlar bakımından dosya özelinde yeniden değerlendirilmesi önem taşımaktadır.